![]() |
Hayat bizim için bitse dahi yazılacak çok şeyin olduğunu biliyo muyuz acaba? https://twitter.com/pudratozlu |
Merhaba gençlik ben merve
Namık Kemal üniversitesi gıda mühendisliği 3.sınıf öğrencisiyim.Evet öğrenci dedim ama şüpheli sabahtan akşama kadar olan dersler bunaltı beni bunalttı,ruhumu çaldı.
Bak eski merve cıvıl cıvıldı şimdi iyice durgunlaştı.Bu durum hiç hoş değil.Hayatımda öyle bi yenilik olsun ki ben bu öğrencilik hayatını yaşıyım.Hala umut var mı?
Bana kazık atmaları için yeterince şımarttım insanları.
iPad’le de bir yere kadar yani :P
Tüm kelimelerimi çaldılar sanki. Yazacağım hiçbir şey bana ait değilmiş gibi geliyor. Düşündükçe midem bulanıyor beynim zonkluyor. Sanki bu bedende bana ait bir şey kalmamış gibi. Sanki benliğimi korkularımın altında gizlemiş sonrada orada öylece unutmuştum gibi. Artık ben ne kadar kendim…
Bi ara hissettiğim duygular tam anlamıyla buydu…
Bu insanlar biz kırılınca hemen düzeldiğimizi sandıkları için mi böyle yapıyorlar?Yoksa bencillik ruhumuza mı işlemiş?
(via sina5an)
Bir ask için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir ise yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kus tutsan “Bu kusun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu isin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için sunu yaptım” derken o, “sunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir
iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen askı yaşanması gerektiği gibi yasadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. ”Peki, o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yasarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayati ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü
sonuna kadar yasasın.
Her zamanki gibi yasayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki… Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında
gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını baliğin yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası…
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini
unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, günesin çiçekleri dolduracak yüreğini…
NAZIM HİKMET
Hadi gelin birşeyler yapalım ?
Sınavın kötü geçti dediğinde;
Onu bırak da bugün ne yedin diye sorana anne,üzülme diye teselli edene sevgili,benim senden daha kötü geçti kesin kaldım diyene arkadaş,moralimizi bozmayalım diğer sınavlara çalışalım diyene dost denir.
İçimde sonbahar yaprakları düşerken yanımda olmadığın gibi rüya sandığım o bahara dokunma şimdi.
gidenlerin arkasından el sallayamazsın bazen. sigara filan yakarsın. bi de malzeme yoksa elinde benim gibi defterden kopardığın kağıda bile sararsın hayallerini.. sonra yakar,içine çekersin tüm düşünüp, sevdiklerini…
gibi…
“Arkadaş; senin hakkında her şeyi bilen, ve yine de seni seven kimsedir…”, Elbert Hubbar
-Hadi film maratonuna gidelim ve kedi kurabiyeleri...
Kare Suratlar
Hani ayaklarını basdığını hissetmezsin ya mavi de,
Mantığın ceplerinde gökyüzüne koşarsın,
İçine çektiğin nefes değil sanki,
Çekmeden giren derin...
Bunu okuyan kadın ya da adam, arkamdaki şekilsiz binaları görüyorsun. Peki ben nereye bakıyorum biliyor musun? Gökyüzüne bakıyorum, gökyüzüne...
toz pembe unlardan gözyaşımı akıtarak yaptığım hamurlar, isten simsiyah olmuş mutfağımda duruyor.
öylece sandalyemde oturuyorum....
Bana öyle geliyor ki, biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı,mucizelere bağlı ‘myth’lere bağlı bir şekilde...